Winning Body Language kitabının yazarı Mark Bowden’a göre birisiyle karşılaştığımız anda o kişinin dost mu düşman mı olduğuna karar veriyoruz, ardından beyin bu kararımızı destekleyen kanıtlara dikkat etmeye başlıyor. İlk izlenimde birini sempatik-antipatik, güçlü-uysal vb etiketlediğimizde artık bu filtre ile bakıyoruz. Eğer birisi sizi sevdiyse olumlu özelliklerinize odaklanacak, iyi yönlerinizi görecektir. Sevmediyse her davranışınızda art niyet olduğundan kuşkulanacaktır.
 
MIT de yapılan bir araştırmada, Dr. Alex Pentland beden dilinin etkileşimin (iş görüşmesi, pazarlık, satış, tartışma vs) sonucu ile ilgili %80 doğru bilgi verdiğini göstermiştir. Uzmanların farklı araştırmaları hep aynı sonuca işaret etmektedir: Karşımızdaki kişi ile ilgili algımız büyük ölçüde onun beden dili ile oluşmaktadır. Ve bu durum duygu ve düşüncelerimizi karşı tarafa yansıtırken özellikle önemlidir.
 
Liderlik ilk önce beden dili ile varlığını hissettiriyor. Herhangi bir konu duygusal içerik barındırıyorsa- değişim yönetimi, çatışma, ikna vs - bedeniniz sizin söylediklerinizden çok daha fazlasını karşı tarafa aktarıyor.
 
“Eğer karşınızdaki kişinin sizi gerçekten dinlemesini istiyorsanız ilk yapmanız gereken şey o kişinin dost listesine girmektir” diyor Carol Kinsey Goman, Silent Language of Leader kitabının yazarı. “O zaman sizi daha dikkatle dinleyecek ve olumlu yaklaşacaktır”.
 
Beden dili ile ilgili tek sorun genellikle beden dilimizin farkında olmamamız ve bu nedenle bazen kendi mesajımızı sabote etmemizdir. Zor bir günün ardından yorgun duruşumuzu insanlar ilgisizlik olarak yorumlayabilir. Ya da sadece daha rahat ettiğimiz için kollarımızı göğsümüzde kavuşturmamız insanların bizi uzlaşmaz, dirençli zannetmesine neden olabilir. 




Beden dili konuştuğumuz dile karşı

 
Nörologların yaptığı bir araştırmada el hareketleri söyledikleri ile uyumsuz olan bir konuşmacıyı izleyen deneklerde beynin N400 bölgesinin harekete geçtiği gözlenmiş. Bu bölge ipe sapa gelmez, bir şeyle karşılaşıldığında beynin devreye giren bölgesi.  Yani mesaj tutarsızsa söyledikleriniz anlamsızlaşıyor.
 
Hepsi bu değil, diyor Bowden. “Uyumsuzluk durumunda, yani mutsuz bir beden diliyle mutlu olduğumu söylüyorsam, beynin donanımı negatif mesajı algılamaya ayarlı. İlkel beynimiz bu durumu yetersiz veri olarak yorumluyor ve beni hızla düşman kategorisine atıyor. Tehlike sinyali alıyor ve temkinli olmayı tercih ediyoruz.”
 
Bir Harvard çalışmasında, iş görüşmesinden önce 2 dakika güçlü pozda duranlarda  (bacaklar açık, kollar yukarda) testosteron seviyesinin yükseldiği, stres hormonu kortizonun düştüğü, daha iyi performans gösterdiği ve kapalı duruşta kalanlara göre daha çok ikinci görüşmeye çağırıldıkları saptanmış.  
 

Güçlü Duruş


 
 
Ayrıca risk alma isteğinin arttığı, dolayısıyla daha kendinden emin göründükleri tespit edilmiş. Yani güçlü duruş sadece başkalarını değil kendimizi de etkiliyor. Ayakta, eller havada güçlü pozu vermek her durumda uygun olmayabilir tabi. İşin püf noktası daha çok alan kapsamak.
 
“Dik oturun, kollarınızı vücudunuzdan uzaklaştırın, yayılın” diyor Goman.  Omuzlarınız önde, kendinizi ufalttığınızda korku ve zayıflığın mesajı gider karşıya. Eğer fark edilmek ve güven kazanmak istiyorsanız insanlarla aranızda engel olmasın, avuç içiniz bel seviyesinde açık olsun ve gülümseyin. Bu insanlara düşman olmadığınızı gösterecektir.
 
Empati, sıcaklık ve dostluk sinyali göndermek istediğinizde hafifçe ona doğru eğilin, gülümseyin, avuç içinizin açık olduğu el hareketleri kullanın ve göz kontağını koruyun.
 
Önemli olan aktarmaya çalıştığınız mesajdan çok insanların sizi nasıl algıladığına odaklanmanızdır. Genellikle başkalarının ne düşündüğünü anlamaya çalışırız, fabrika ayarlarımız negatifi algılamaya ayarlı olduğundan olumsuzu görmemiz daha kolaydır. Liderliği ele alın. Beden dilinizi pozitif mesaj vermek için kullanın. Gülümseyin. Dost olduğunuzu gösterin. 
 

 
Harvard profesörü Amy Cuddy,    öyle hissetmesek bile belirgin bir şekilde kendin emin durmanın beyindeki testosteron ve kortizon seviyelerini etkileyerek kendimizi daha güçlü hissetmemize yardımcı olduğunu söylüyor. Bu pozisyonu dozunda kullanılması şartıyla (fazlası saldırgan görünebilir) kadınlara güçlü duruş olarak öneriyor.
 

 
Diyelim ki toplantı odasında bir sunum yapıyorsunuz. Görüşünüzü kabul ettirmeye çalışırken, söylediklerinizin etkisini arttırmak için bu güçlü duruşu deneyebilirsiniz. Odanın hakimi olduğunuz mesajı gönderirsiniz. Yine hatırlatalım yerinde ve dozunda kullanması şartıyla.
 
 
Açık ve pozitif. Sözün anlamıyla uyumlu hareket eden açık kollar, avuç içi görünüyor. Eller anlatılanı destekliyor. Bu duruş, özgüvenli, dinleyenleri kucaklayan, kabullenici bir kişiliğin sinyalini veriyor. 
 
 
Bu pozisyon tamamen kapalı, kollar ve bacaklar çapraz. Söyledikleriniz sizi ne kadar heyecanlandırırsa heyecanlandırsın, beden diliniz defansif olduğunuzu haykırıyor. Kollarınızı rahatça yana bırakmayı deneyin ve insanların ne kadar farklı yaklaşacağını görün.
 
 
Kadınların ve erkeklerin sıklıkla kullandığı en ünlü zayıf duruştur. İnsanlar huzursuz, tedirgin, endişeli olduklarında bu pozisyona geçerler. Ben zararsız ve önemsizim mesajı verir. En çok cenazelerde gözlemleyebilirsiniz, kaçınılmaz son karşısındaki çaresizliğimizi yansıtır.
 
 
Boynumuzda masaj yapıldığı zaman kalp atışını yavaşlatan ve bizi sakinleştiren birçok sinir ucu vardır. Stresli zamanlarda boynumuza dokunmak rahatlatıcı olmakla birlikte, zor durumda olduğumuz, yalan söylediğimiz veya anlattıklarımızdan rahatsız olduğumuza dair çok güçlü mesajlar da verir.
 



Kaynak: CNN International, Susan Garguilo, How Body Language Projects Success Oct 20,2014
http://edition.cnn.com/2014/10/20/business/body-language-work/index.html?iid=article_sidebar